Her geçen sene ve her seferinde yenilenen teknoloji sayesinde bazen masamızın başına oturarak sadece klavyemize dokunarak yemek siparişi verebiliyor, en önemli bilgileri kütüphaneye bile gitmeden elde edebiliyor, oyun oynayabiliyor ve istediğimiz her konuda teknolojiden faydalanabiliyoruz. Öyle oldu ki teknolojiyi yakalamak bile imkansız hale dönüştü. Yeni üretilen son teknoloji ile donanımlı bilgisayar aldığınızı sanıyorsunuz ama bir bakıyorsunuz ki bir ay içerisinde daha da iyisi üretilmiş. Teknoloji çağında yaşadığımıza göre bunlar normal olsa gerek.
Evet hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline dönüşen teknolojik aletlerin bize sağladığı olumlu yönleri dışında hiç şüphesiz olumsuz yönleri de mevcut. Her şeyden önce kesinlikle bilgisayar teknolojisi; çocuklarımızın sosyal aktivitede bulunmalarını, kitap okumalarını, farklı ortamlara girip sosyalleşmelerini frenleyen bir sistem ne yazık ki.
Çocuklarımız ağar okul dersleri dışında zaten eğlenmeye, spor yapmaya pek vakit bulamıyorlar. Bunun için boş kaldıklarında bilgisayar oyunlarına yöneliyorlar ve saatlerce bilgisayar başından ayrılamıyorlar. Bazı aileler ise; çocuklarının hafta içi ya da hafta sonu onların da seçecekleri bir spor dalı ile uğraşmalarını sağlayabiliyorlar. Ufak çocuklar genellikle ailelerin yönlendirmeleri doğrultusunda haftalık sporlarını yapıp daha zinde daha sosyal ve daha enerjik okul hayatlarına devam ediyorlar.
Elbette her aile çocuğu için farklı spor dalını seçebilir. Bu seçim genelde ya ailelerin de yaptığı bir spor dalı üzerine çocuğu yönlendirmeleri ya da tamamen çocuğun isteği doğrultusunda seçim yapılabilir.
Günümüzde çoğumuzun çocukları için seçilen spor dalları olarak; tenis, basketbol, bale, yüzme gibi sporlara ağırlık verildiği kuşkusuz ortada. Bu yapılan tüm sporların kendilerine göre farklı kültürleri, etkinlikleri vardır. Ama bir spor var ki her spor gibi denenmesi gereken, denendiği anda kişide büyük heyecan uyandıran binicilik dalı.
Çocuğunuz atın üzerine çıktığı andan itibaren ilk başta korkacaktır. Bu korkusunu başlangıçta; çığlık atarak, attan inmek istediğini söyleyerek, ağlayarak dile getirmesi kaçınılmazdır. Bu davranış şekli oldukça normaldir. Ancak çocuğunuz; ilerleyen dakikalarda atın ritmik hareketlerine uymaya başladığında, yüzünü bir sevinç kaplayacak. Vücudu ısınmaya, yumuşamaya, rahatlamaya başlayınca ata uyumu da artacak. Çocuğunuz bu sporu yapmaya karar verdiğinde bazı korkularını bu sayede yenecek, içindeki hırsı ortaya çıkaracak. Atlar insanlardan kat ve kat iri olmaları ile birlikte yıllardır insanoğluna boyun eğen varlıklar arasında yer alıyorlar. Bu derece güçlü ve bu derece atlara göre güçsüz olan çocukların, kendinden iri olan canlılara hükmetmesi onları ilerleyen yaşlarında olumlu yönde etkilemelerini sağlayacaktır. Atlar insanlara ve çocuklara; sabretmeyi, özgüveni, azmi, disiplini, kültürü, sanatı, sevinci, sosyalleşmeyi, eğlenceyi öğretir