Herkese Merhaba;
Bir yer düşünün; doğanın içinde yemyeşil bir arazide, korna sesi olmadan, egzos havası solumadan, birbirleriyle kavga eden insan kitlesi olmaksızın, at kişnemelerinin, kuş seslerinin, mis gibi çiçeklerin koktuğu bir ortamda hayal edin kendinizi. Hatta ve hatta hayal etmeyin en kısa sürede Antalya uçak biletinizi ayırtın ve Berke Ranch Hotel’e rezervasyon yaptırıp ruhunuzu özgür bırakın.
Burası öyle bir yer ki anlatmakla bitmez sadece yaşanır. Ben kısa süreliğine de olsa burayı gördüm ve aşık oldum diyebilirim. Antalya havalimanına geliyorsunuz ve Berke Ranch ekibi sizi sımsıcak gülümsemesiyle karşılıyor. Keyifli 1 saatlik araba yolculuğundan sonra bu güzel tesise gelip içeri adımınızı atar atmaz sırtınızdaki yükü, toplantı sonrası iş stresinizi, ödenecek tüm faturalarınızı, ya da alacaklarınızı geride bırakıyor ve Berke Ranch’in gizemli doğasına ve atlarına aşık oluveriyorsunuz. Burası öyle bir yer ki çalışan elemanlarından tutun, atlarına, yemeklerinden, doğasına kadar her şey en ince detayına kadar düşünülmüş.
Burayı rüyanızda gördüğünüz, içinde atlarında olduğu bir yer olarak hayal edin. Sürekli görevde bekleyen uysal atlarıyla tanışın. Onlarla safari turuna çıkın. Safari turuna çıktığınızda Antalya’nın eşsiz doğasına aşık olacaksınız. Hele bir de atlarla dolu dizgin gittiğinizde, atların birbirleriyle yarışarak koştuklarında kalbiniz o kadar hızlı atacak ki, o kadar çok heyecanlanacaksınız ki sanki kendinizi bulutlarda hissedeceksiniz. Tekrar tesise vardığınızda da size arkadaşlık eden bu güzel canlıya sizi bu kadar iyi hissettirdiği için ona teşekkür edeceksiniz.
Bu güzel mekanı daha yakından tanımak mı istiyorsunuz? İşte mekanına ve atlarına hayran kalacağınız Ayberk Bey ile olan söyleşimiz.
Merhaba Ayberk Bey. Bize atlarla ne zaman tanıştığınızı ve bu spora nasıl başladığınızı anlatır mısınız?
1992-1993 senesinde babamın at çiftliğine olan merakımla başladım. Ve ilk at binmem o senelere dayanır. Atçılığı manej içerisinde tercih etmeyip doğada arazi binişleri yaparak at safari dediğimiz organizasyonları gerçekleştiriyoruz. Benim de at binme tecrübem ve atçılığım da bu konuda gelişti. Daha ziyade turizmle entegre olduğumuz için manej atçılığı değil, arazi atçılığı yani at safari dediğimiz atçılığı gerçekleştiriyoruz burada.
Berke Ranch’in kurulması ve gelişim sürecinden kısaca bahseder misiniz?
1992-1993 senesinde arazinin alınıp 1994-1995 senesinde de şirketin kurulup inşaatına başlanmasıyla gerçekleşti. 18 dönümlük arazi üzerine kurulmuş bir tesis. 1997 senesine kadar arsanın inşaatının %75’lik kısmı bitti ve daha sonra 1997 de babamın vefatı üzerine Berke Ranch’i bir işletmeciye vermek durumunda kaldık. Kendisi de burayı kiracımız olarak 2002 senesine kadar işletti. 2002 senesinden sonra mülk sahibi olarak ben ve ablam Yeşim Çınay burayı geri aldık. Ve büyük bir yatırım yaptıktan sonra 2002 senesinden beri aile şirketi olarak işletiyoruz. 2003 senesi ağustos ayından itibaren de işletmenin sahibi olarak ben varım.
Çok güzel ve özenle yapılmış olan bu tesisin konaklaması ve fiyatları hakkında bilgi verir misiniz?
Tesis bünyemizde toplam 29 odamız var. Bunların 26’sı standart oda. 2’si suit oda, 1 tanesi de balayı suiti olarak tasarlanmıştır. Burada 70 kişiye kadar çıkan grupları misafir edebiliyoruz. Fiyatlarla ilgili bilgi vermem gerekirse; tesisimizde yarım pansiyon gecelik tek kişi hizmet bedeli 50 euro olarak belirlenmiş olup vergiler bu fiyata dahildir. Ancak bunun üzerine geliştirilen programlar var. Bunlar haftada 15 saat at binmeden, haftada 28 saat at binmeye ve haftada 35 saatlik haftalık programlarımız mevcut. Bunları daha ziyade yurt dışındaki misafirlerimize satıyoruz. Ama yurt içinde de bunun pazarlanması ve yurt içinde de buna olan talebi artırmak için çalışmalarımız sürdürülüyor. Bunlar haricinde at sahipleri fazla gelirse günlük konaklamalarda 1 saat ya da günlük 2 saat at binmede programın içine dahil edilebiliyor.
Atla safari yapmak isteyen gruplar nerelere götürülüyorlar? Bize biraz parkurlarınızdan bahseder misiniz?
Tarih olarak çok Eski Likya, Bizans ve her türlü medeniyete kucak açmış bir yer burası. Burada gezilen görülen her yer tarihte önemli damgası olan yerler. 6 tane değişik parkurumuz var. Bu parkurlar 1 saatten başlıyor 7-8 saatte kadar çıkabiliyor. Bununla beraber bu yıl başlattığımız Türkiye’de ilk defa yapılan bir hizmet var. Bunu açmak gerekirsek; haftalık turun 4 gününü tesiste geçirmek 3 gününü yaylada köy evlerinde geçirmek ve değişik köy evlerinde 3 gece 4 gününü at binerek geçirmek ve her gün 6-7 saat at binmek anlamına geliyor. Misafirlerin konakladıkları köy evlerinde de nostaljik köy hayatını onlara yaşatıyoruz. Orada teraslarda, ya da grup halinde odalarda kalıyorlar. Ortak wc kullanıyorlar. Çünkü misafirin istediği bu. Misafir yerli misafir gibi lüks ve medeniyet istemiyor. Onlar daha çok anti medeni olan şeyleri seviyorlar ama temiz olmak kaydıyla ama hijyen olmak kaydıyla ama her şeyin fonksiyonel olması kaydıyla bunları istiyorlar. Bu da bu sene bizim ilk olarak gerçekleştirdiğimiz programdır. Yabancılardan büyük bir ilgi var. Yerlilere de bu atlı tüm programları tanıtmak için elimizden gelenleri yapacağız. Biraz parkurlardan bahsetmemiz gerekirse eski mabet dediğimiz taş yığını olan, kemerin deniz seviyesinden 600 m yukarıda kurulmuş bir yer var. Parkurlardan birinde buraya götürüyoruz misafirlerimizi. Arkada tahtalı Dağı’nın 2360 m zirvesi görülüyor. Ön taraftan Kumluca’dan Antalya’ya kadar olan tüm sahil görünebiliniyor. Bir diğer parkurumuz ise; Yörük dediğimiz insanların yaşadığı elektriği olmayan orada kendi koruma alanlarında arsaları olan ve yüzyıllarca nesilden nesile yaşayan Yörük ailesi var. Onları ziyaret ediyoruz. Burada misafirlerimize çay ikram ediyoruz. Oradaki sistemi ve hayvanları görüyorlar ve bu yabancılar için oldukça değişik bir alternatif oluyor. Parkurlardan bir tanesinde dağın tepesinde yüksekte doğal oluşmuş bir gölet var. Nisan- Mayıs- Haziran aylarının ortasına kadar ve Eylül- Ekim dönemlerinde bu gölet dolar. Bu gölete devamlı da bir su akar ve burayı ilk gören her misafirimiz için vazgeçilmez parkurlardan biri olma özelliğini de taşır. Buraya gelip atlarımızı bağlar ve serinlemek için bu suya gireriz. Atlar dinlenirken bizlerde burada keyifli bir mola vermiş oluruz. Diğer parkurumuz olan İkiz Kayalar etrafından tur atılır. Alaca su dediğimiz bir koy var. Orada doludizgin gidilir ve yine mola vermek için atlar bağlanır ve denize girilip tekrar yola konulur.
Ben buraya atımla gelip öyle tatil yapmak istiyorum diyen misafirlerinize söylemek istedikleriniz neler?
Elbette bu kişilere kapılarımız sonuna kadar açıktır. Bu misafirlerimizin atlarını pansiyonda konaklaması halinde aylık 250-300 euro civarında bir ücret talep edilerek ve bunu haftalık bir şekle getirip kişiyi elimizden geldiği kadar memnun etmeye de çalışırız.
Sanırım bu tesiste atlarla yapılan aktiviteler dışında yapılabilecek oldukça fazla organizasyonlar oluyor. Bunlardan bahseder misiniz?
Burası konsept ağırlıklı bir yer. Trekking misafirleri geliyor. Etrafta yine bu tarihi parkurlarda trekking yaparak konaklıyorlar. Bisiklet grupları geliyor. Kongre seminer yapmak isteyen kapalı gruplar geliyor. Alacart restaurantımız var. Kapasitesi ise; 100 kişiliktir.Dışarıdan gelenlere alacart hizmeti verebiliyoruz. Bunun gibi çok çeşitli türlü türlü aktivitelerle hizmet verebiliyoruz.
İleriye dönük, gelişmek anlamında hayalini kurduğunuz projeleriniz var mı?
Bu anlamda yapmak istediğim hayallerim var. Bunu acenta olarak yapmak istiyorum. Türkiye ve Rusya’yı kapsayacak, oradaki at sevenlerine benim tarzımdaki dünyanın dört bir yanında bulunan ranch otellere göndermeyi hedefliyorum. İşin arz eden kısmı değil de müşteriyi bulup gönderen acenta kısmını yapmak istiyorum. Zaten yabancı bir ortakla sözleşmelerimizi imzaladık. Herhalde kısa bir dönemde bunları gerçekleştireceğiz. Ranch Hotel işletmecisi olarak da benim İstanbul’da ilk etapta daha sonra da Ege Bölgesinde Ranch Hotel şubesini açmak istiyorum. Çünkü sadece Almanya’da 5000 tane Ranch Hotel var. Türkiye’de bunun örneklerini çok az sayıda görüyoruz. Biz; atı, denizi, doğayı ve ormanı veren tek işletmeyiz. Çünkü diğer işletmelerde coğrafi bölgeden dolayı ötürü, bu 4 ana unsuru veremiyorlar. Biz misafiri on dk sonra denize sokabiliyor, on dk sonra ormanın tepesine çıkarabiliyoruz ve yine on dk sonra kayak bile yaptırabiliyoruz. Bu manada bunları gerçekleştirebilen bizden başka bir tesis yok. Benim amacımda Türkiye ve yurt dışında bu Ranch Hotel zincirlerini açmak hedeflerim arasında yer alıyor.
Tesis misafirlere yaz sezonunda kapılarını açıyor . Peki yakın gelecekte kış sezonunda da misafir kabul edecek misiniz?
Esasında at biniciliği Antalya’nın mevsimine göre kışın da açık olması gerekir. Ancak daha çok yurt dışı misafirleri için çalıştığımızdan ve yurt dışı acentalarıyla çalıştığımız için Türkiye’de henüz manej atçılığının bitip at safariye yönelmesi gerçekleşmediğinden yurt dışından da global turizm anlayışıyla bir yüksek bir düşük sezon olduğu için yüksek sezon yani 1nisan 1 kasım arasında uçak seferlerinin arttığı dönemde biz global olarak turizm arttığı zaman dolabiliyoruz. Kışın günlük tur bazında ve cafetarya bazında hizmet verebiliyoruz. Ancak kışın restaurant ve konaklamamız açık değil.
Sizce dünyada biniciliğin bizden önde olmasının sebepleri nelerdir?
Dünyada binicilik yayılmış vaziyette. Bizde binicilik hala maddi açıdan refahta olan zümrenin tekelinden ileriye gidemiyor. Çünkü biz Osmanlı döneminden beri 1000 ve 1300lü yıllardan beri at binmeyi kültür olarak edinmiş olmamıza rağmen zaten başka bir taşıma aracı yada savaşma aracı da olmadığı için biz atı ihtiyaç olarak kullanmışız. Ancak bir zaman sonra atçılık spor haline gelince engel ve dresajda diğer ülkeler bu atlı sporlara gerekli önemi vermeye başladılar. Çünkü onların rehaf düzeyleri de yüksek. At sporu şu anda refah düzeyi yüksek olmayan bir insan ve kitle tarafından yapılabilir bir spor değil. Böyle olduğu zamanda Avrupa’nın gerek asgari yaşam seviyesi gerek refah düzeyi Türkiye’den çok farklı olduğu için bizde yüksek bir tabanda oluşmuş, onlarda da tabana yansıyabilir bir hal almış durumda. Ben zamanla bunun daha bir orta seviyeye daha sonrada tabi ki ekonomik seviye ile Türkiye’deki eğitim ve kültür düzeyinin artmasıyla biraz daha orta kesime ve aşağı tabana doğru ineceğini zannediyorum. Biz şu anda atçılık, binicileri , sayısı ,at biniciliğinin ve at sporunun enstrümanlarını yapma bakımından çok gerideyiz. Bu da demek oluyor ki ileride Türkiye atçılık olarak çok büyük bir potansiyel taşıyor. Bunu olumlu olarak değerlendirirsek bu böyle. Ama olumsuz olarak değerlendirirsek şu an da ne yazık ki çok gerideyiz.
Son olarak bu sporu yapmak isteyenler için vereceğiniz mesaj, söylemek istedikleriniz nelerdir?
Yeni başlayacak insanların bir kere ilk etapta atın üzerine bindikten sonra atçılığı ne yönde ilerletmek istediklerini bilmeleri lazım. Çünkü insanların at sporu ile ilgili değişik hedefleri var. Kimi insan manej atçılığını, kimisi dresajı, kimisi hiç beni maneje sokma ben özgür olmak istiyorum diyor ve safariyi tercih ediyor. Ama netice itibariyle ben herkese at binmelerini tavsiye ediyorum. Çünkü bu spor iki canlıyla yapılan bir spor. Herhalde 2 canlıyla yapılan başka bir spor yoktur. İnsanı tamamen sevgiye, hoş görüye ulaştıran bir spor binicilik sporu. Çocuklar için çok önemli bir spor. Çocukların gelişiminde psikolojik bakımdan onları geliştiren ve eğiten nitelikte bir spor. Herkese tavsiye edilebilen, herkese ömür boyu 4-5 yaşından itibaren yaşlılık dönemine kadar sağlığı el verdikçe yapabilecekleri bir spor. Ama manej olsun, ama safari olsun yeter ki atın üzerine çıksınlar. Ve bu eşsiz hayvanla o duyguyu paylaşsınlar, o sevgi iletişimine girsinler. Sanırım bindiklerinde ne demek istediğimi o zaman daha net anlatmış olacağım.
Yoğun iş temponuza kısa süreliğine ara verip benimle sohbet ettiğiniz için teşekkür eder ve başarılarınızın devamını dilerim.
Evet daha fazla söze gerek yok sanırım arkadaşlar. Gelin ve görün diyorum. Merak ettikleriniz için www.hotel-berkeranch.com adresinden de istediğiniz tüm bilgilere ulaşabilirsiniz.Pişman olmayacaksınız adeta hayran kalacaksınız ve hatta oradan ayrılmak bile istemeyeceksiniz. Bir diğer sayıda yepyeni bir mekanla görüşünceye dek hoşçakalın…